onkare.com içeriği kullanıcıları tarafından oluşturulan, bu içeriğin kullanıcılarının oylarıyla ana sayfaya yükseltildiği veya yayından kaldırıldığı, aklınıza gelen her şeyi paylaşabileceğiniz pek enfes bir yer!
onkare.com içeriği kullanıcıları tarafından oluşturulan, bu içeriğin kullanıcılarının oylarıyla ana sayfaya yükseltildiği veya yayından kaldırıldığı, aklınıza gelen her şeyi paylaşabileceğiniz pek enfes bir yer!
Neleri Okuyoruz?Onkare.com kullanıcıları olarak dinlediğimiz ve sevdiğimiz şarkıları paylaşmaya devam etmenin yanısıra aynı şeyi neden okuduğumuz kitaplar için yapmayalım ki? Bu sıcak yaz günlerine en iyi gelen kitapları paylaşabileceğimiz gibi hayatımızın yönünü değiştiren, bize farklı bakış açıları kazandıran, bunaldığımızda imdadımıza yetişen ya da sadece bizi eğlendiren kitapları buradan birbirimize aktarabiliriz. Ya da yazarlara dair fikirlerimizi, en sevdiklerimizi,bizim için vazgeçilmez olanları belirtebiliriz...
Ya işte kankalığın böylesi..Bu fikir benim de aklıma gelmişti ama geronimom hayata geçirdi. Bir sürü yazacak şey var aslında kitaplarla ve onlara olan aşkımla ilgili..
Ama şu an okuduğum kitapla başlayayım: George Orwell'in 1984'ünü okuyorum şu an. Bir ay kadar önce can arkadaşlarım tarafından doğumgünümde yine aynı yazarın 'Hayvan Çiftliği' adlı kitabı hediye edilmişti. Aslında ikisinin konusu ve anlatım tarzı o kadar aynı ki. İki kitap da sürrealist ancak farkları 1984 biraz daha uzun ve kapsamlı ayrıca karakterleri de 'Hayvan Çiftliği'ndeki hayvanların aksine insan. Ama iki kitabı da anlamak için aynı derecede çaba sarfetmek gerekiyor!Ayrıca her iki kitabın da konusu var olan siyasi düzene eleştiri niteliğinde.
Bunun yanında favori yabancı yazarımın Paulo Coelho olduğunu da belirtmeden geçemeyeceğim. Her kitabının her sayfasında hayatıma katacak birşeyler mutlaka buluyorum -ki en önemlileri de ilk gençlik yıllarımda (!) okuduğum Simyacı'dandır.
'YAŞAMI İLGİNÇLEŞTİREN ŞEY, BİR DÜŞÜ GERÇEKLEŞTİRME OLASILIĞIDIR.'
Şu anda okumuyorum, daha doğrusu yeni bitirdim ama çok uzun zaman etkisinden çıkılamayan yoğunlukta bir eser. Herman Hesse'nin 1946'da Nobel Edebiyat Ödülü kazanmasını sağlayan (çok da magazinelim peh peh)muhteşem bir kitap bu. Hesse'nin çocukluk ve gençlik dönemindeki korkularını, sıkıntılarını anlatıyor ama çok farklı açılardan bakıp yorumlamak mümkün. İster 2. Dünya Savaşı öncesinde hayatı ve kargaşayı izleyin, ister büyümenin getirdiği yabancılaşmayı paylaşın. Benim için bu kitap, insanın içine korkusuzca bakıp ruhundaki iyi ve kötüyü kabullenme yolculuğuna çıkması ve bu yolculukta karşılaştığı insanlarla yaptığı içsel alışverişler.
Şiddetle tavsiye edilir...
Arkadaşlar polisiye,macera ve gerilim
romanlarını seviyorsanız Fransız yazar Grangé ın kitaplarını tavsiye ederim. Her kitabında macera ve gerilimi son noktasına kadar okuyuculara yaşatan bir yazar. Bi kaç ay önce son kitabı Siyah Kan ı okudum ve gerçekten o da kurgusuyla ve sürükleyiciliğle çok iyi bir kitaptı. Diğer kitapları ise Taş meclisi, Leyleklerin Uçuşu, Kurtlar İmparatorluğu, Kızıl Nehirler. Bence aralarında en iyi olan Leyleklerin Uçuşu'ydu. Kesinlikle okumalısınız. Bir insan bu kadar yaratıcı olur :P
Şu ana kadar okuduğum en iyi polisiye
-gerilim kitaplarından biri. Bu kitabı elime aldığım gün hiç bırakmadan bitirdiğimi bilirim. E tabi kitabın yazarı, yazdığı her kitabıyla Amerika'da best-seller listelerinden düşmeyen Tess Gerritsen olunca... Kİtap seri cinayetler işletleyen planlı ve kanlı bir katilin, yani cerrahın, son kurbanı olan Dr. Catherine Cordell Savannah ın yaşamı ve cerrahın bu yalnız yaşayan doktoru da cinayetler serisine katabilmek için yaptıkları üzerine kurulu. Ve tabi işin içinde detektifler de olunca her anı merakla okununan bir kitap Cerrah.
Kesinlikle okumalısınız!!!!!!!!
Not: Doğan Kitap’ın yılın gerilim romanı olmasını beklediği kitap
Turgut Özakman ın 50 yılı aşkın bir s
üredir yaptığı çok kapsamlı ve tamamı belgelere dayanan ve dünyanın şu ana kadar emperyalizme karşı yapılmış ve kazanılmış en meşru savaşını ; Kurtuluş Şavaşı mızı tüm gerçekliğiyle ve tarafsızlığıyla anlatan muhteşem bir kitap. Eğer hala okumadıysanız kesinlikle okumalısınız. Bu kitabı okuduktan sonra üzerinde yaşadığımız toprakların değerini daha iyi anlayacaksınız.
Güneydogu'da PKK'ya karşı yapılan mücadelenin tarz ve yöntemlerinin değiştiği ve PKK'nın omurgasının kırıldığı yıllar (1993-1995)arasında Hakkari Dağ ve Komando Tugayı ve Güvenlik Komutanlığı yapmış Osman Pamukoğlu'nun yazmış olduğu bu kitap, kitabın arka sayfasındaki resimlerle birlikte yaşananları insanların kafasında adeta tekrar yaşatıyor. Ordumuzun 1993 yılından önceki durumunu ve o yıldan sonra değişenleri hayretle okudum. Ayrıca mücadelenin değişen tarzını ve kahraman askerlerimizin operasyonlarda yaptıklarını okurken, gerçekten Türk insanının ne isterse yapabilecek güçte olduğunu bi kez daha anladım. Bu mücadele bu kadar detaylı ilk defa okuyucalara sunuldu. O bölegede yaşananlarının uzaktan göründüğü gibi olmadığının anlaşılması açısından okunması gereken bir kitap. Okuduktan sonra bizden saklanan birçok gerçeği daha iyi anlayacaksınız.
Metrelerce derinlikte kar içinde ve sarp kayalıklarda , vatanları için gözünü kırpmadan şehit olan kahramanlar için;
(cidden gaza geldim okuduktan sooora :P)
Sessiz yürü, O yakinda ,
Karlarin altinda;
Usulca konus, O duyabilir,
Açan Papatyalarla ..."
Oscar Wildehn
Evet, bu kritik dönemde unutulanları unutulmaz kılmak adına ben de bu kitabı okuyorum şimdi. Daha yeni başladım ama şimdiden çok etkilendim gerçekten. Okunası bir eser, tavsiye olunur.
Piraye...
Hüzünlü bir aşk hikayesinin içinde kültürel zıtlıkları da barındıran bi roman.İstanbul'da doğup büyüyen ve tam bir istanbul kızı olan Piraye üniversitede tanıştığı Diyarbakırlı Haşim Ağaya aşık olur ve kültürleri arasındaki bütün zıtlıklara rağmen evlenirler.Fakat bu zıtlıklar öyle kolay aşılamaz ve her ikisine de büyük zararlar verir.Son zamanlarda okuduğum en hüzünlü kitaplardan biri.Bence herkesin okuması gereken bir kitap, ilgilenenlerin dikkatine...
benim en son okuduğum kitap Gabriel Garcia Marquez'in 1982 Nobel Edebiyat ödüllü kitabı "Yüzyıllık Yalnızlık". Çok sürükleyici ve etkileyici bir kitap. İlk başta sanki düş alemindeymişsiniz de gerçek dünyaya dair şeyler okumuyormuşsunuz gibiyken okumaya devam ettikçe aslında gerçek sandığınız şeylerin çok sıradan ve basit olduğu duygusuna kapılıp kitabın gerçeğine daha çok ısınıyorsunuz. Zaten yazarı da benim kitabımda gerçek olmayan hiçbir şey bulamazsınız çünkü ben bu dünyanın içinde büyüdüm diyor. Daha önce İhsan Oktay Anar'ın "Puslu Kıtalar Atlası" kitabını okurken aldığım zevkin aynısını bu kitaptan da aldım.Keyifli ve çok ilginç bir kitap...
p.s. bu arada nedense onkare yalnızlıktan bir türlü kurtulamadı, kitabın adından da anlaşılacağı gibi işlenen önemli temalardan biri de yalnızlık. Yoksa tüm bu yalnızlığa dair söylemler bnm başımın altındn mı çıkıo :(